Hz Muhammed s.a.v
Audici
Kategorilerim
Dost Blogcular
Sponsor Linkler
Dost Siteler
Radyo Dinleyin
Nasihat

filistinli annelere

Filistinli Annelere

Bedenim kaniyor ve aciyor icim

Ruhum ozgur ama ellerim tutsak

Kuduste yangin var yaniyor Filistin

Ne cikar ben desem bu dunya cikmaz sokak


Israil demirden atlariyla cocuklari ezerken

Anne gozyasi, bebek kanina karisiyor

Yeryuzunun damarina kan verirken sehitler

Ummetin topraginda zalimler dolasiyor

Lambalar sonuyor uzerinde ummetin

Her yer karanlik safaga hasret gozler

Ruhsuzluk ve suursuzluk senin zilletin

Bu zulum devam eder degismedikce ozler

Gariplerle geldi bu din oyle gidecek

Masum bedenlere kursunlar yagacak

Cicekler solacak bebekler olecek

Anneler aglayacak ama

Musa dogacak

Ibret levhasidir tarihin yasasi

Zaman doner durur insanlar arasinda

Olumden korkmak Kabilin tasasi

Bin umudumuz var bizim olumun arkasinda

Nalan olma ey gonul birgun sabah olacak

Bir Filistinli cocuk olacak bir Eyyubi
Iste o dem nizam-i Hak dogacak

Ne müslüman aglayacak ne de musevi

Çarşamba, Ocak 14, 2009 | Kategori: dini siir | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

yakaris

Audici

Salı, Aralık 16, 2008 | Kategori: dini siir | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

Sen’i bekliyoruz

Sen’i bekliyoruz şimdi Ey Güzel İnsan,
Gözlerimiz geleceğin yollarda asılı
Ağıtlar yakar dilimiz,
Sensizlikten dem vururuz biz,
Bestelenmemiş bir umudun ismi sensizlik,
Bizler Sen’i arıyoruz,
Tamamlanmış bir sevdanın sonuydu gidişin,
En içli türküyü yağmur yüzümüze vuruyor ardından Sen’in
Sen nur-ı hidayet, Sen rahmet üstümüze..

Ama gel gör ki
Biz yağmura küskünüz
Sensiz yağmurları biz ne eyleyelim ki
Sensiz açan gülü, sensiz gelen baharı
Sensiz doğan güneşi
Sensiz yıldız kaymalarını…
Sen yaşayamazsan tüm bunları
Her yağmur damlası;
“Bunlar size haram olsun” demesin mi?

Sen’i özlüyoruz bizler
Ay her doğuşunda Sen’i soruyor gecelere
Güneş mahzun gülümsüyor yüzümüze
Ve suçlu indiriyor ışığını yeryüzüne,
Asırlık hasretler var yüreklerimizde
Firakın hasretin muallimi oldu
Bu hasreti bitirmek için gelmelisin,

Sen’i arıyoruz Güzel İnsan
Yürekler isyanda sensizliğe
Ayrılığın taşkınlaşmış, ölümlerden bile beter,
Güneş ve ay sözleşmiş sanki hasretinden hep ayrı gezer
Anlaşılan onlar da vurulmuşlar, onlar da tutulmuşlar
Bizim sana tutulduğumuz kadar,

Sensizliğin bir adı karanlık, bir adı hasret
Karanlığa nurun, hasretine vuslatın gerek,
Tüm bunlar Sen’i özlüyor
Biz yolunu gözlüyoruz Sen’in
Sen yeşil aşk, mavi umut, beyaz düş
Sen bize yaşam
Yağmura bile rahmet olan yine Sen,
Sen’i bekliyoruz en Güzel İnsan
Bizler Sen’i özlüyoruz
Bil cümle alem Sen’i gözlüyor
Yaşamın ta kendisi, canlar canı Sen’i.

Pazartesi, Aralık 15, 2008 | Kategori: dini siir | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

sevgili


Sevgili!
Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...
Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.

Sevgili!
Nasıl iltica edelim sana ;
huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
Ve duyurabilsin mi sesini!?.
Efendim, duyar misin sesimizi?..

Sevgili!
Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğünde
hilal.
Biz bir bakışının dilencisi,
biz dolunay tutkunları,
biz bayramı gözleyen oruçlar.
Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
Sen imrenme, biz ayıplanma.
Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.
Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,
kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,
düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da.
Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı.
Sen gitmiştin...
Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara;
ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi.
Sen gitmiştin...
Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda.
Hasretinden akıllar yitirildi efendim,
gönüller gölgelere düştü.
Kucak kucağa güneşlerimiz söndü,
dudak dudağa denizlerimiz kurudu
ve sen gitmiştin efendim.
Sen gitmiştin...
Seninle birlikte her şeylerimiz gitti.
Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra;
kanlarımız sahralar doldurdu.
Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi,
kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına...
Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim,
hiç kâr elde edemedik.
Aldandık, hep aldandık.
Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik.
Dillerimiz dilim dilim edildi efendim.
Bize sevmeyi unutturdular ilkin;
sonra sevginin ne olduğunu...
Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık.
Vurgunlar yedik pes pese efendim...
Ve sen gitmiştin.

Sevgili!
Sen gitmiştin...
Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın.
Hayırları söyleyip gitmiştin,
biz ser işler olduk.
Uzun uzun emellere kapıldık,
kapılanıp kaldık umutların kapısında.
Yolunda yürümekten üzerimize düşen,
baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim.
Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzandıkça verilen;
böğrümüzde kaldı ellerimiz.
Hanım idik halayık olduk;
bay idik köle edildik.
Sen gitmiştin...
Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler.
Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar,
dönüşlerinin ahengini kırdılar.
Bölük bölük kadınlarımız,
grup grup erlerimiz,
demet demet çocuklarımız,
kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini.
Ve sen gitmiştin efendim...
Sevgili!
Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiği
prizmada.
Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;
aşkın o aynanın cilası idi hani.
Güzelliğin olmasa efendim,
aşkı hiç bilmeyecekti cihan;
aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.
Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkına
durmuştu efendim...
Ve sen gitmiştin...
Sevgili!
Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..
Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.
Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,
"Lâ" ile "Illa"yi i'câz ile sen dillendirmiştin.
Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;
Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
Artık düşmanlarımız dostlar arasında;
dostumuz düşman içinde.
Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
Sana muhtacız!..
Sana en fazla muhtacız.
En fazla sana muhtacız.
Uyandır bizi uykumuzdan...
Gel ey sevgili!
Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.
Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
Sana muhtacız...

Pazartesi, Aralık 15, 2008 | Kategori: dini siir | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

necip fazil kisakürek

                                       necip fazil kisakürek [nfk] kimdir

26 Mayıs 1905'da doğdu. Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'ta ki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı. İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (1924) sonra gönderildiği Fransa'da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu. Paris'te geçen bohem günlerinden sonra, Türkiye'ye dönüşünde Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Bir Fransız okulu, Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı(1939-43). Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı. Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile en az öncekiler kadar takdir toplamayı sürdürdü Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. Bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz. Necip Fazıl' ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır. Necip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve bu dergilerde çıkan yazılarla sürdürdüğü mücadeledir. Haftalık Ağaç dergisi(1936, 17 sayı) dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuştur. Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi, Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı. Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullandı. 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi topladı. 1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, 'İman ve İslam Atlası' adlı eseriyle fikir dalında Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almıştır. Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) ünvanını kazanmıştır.
















Çarşamba, Aralık 3, 2008 | Kategori: dini siir | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

Önceki Yazilar | Sonraki Yazilar

ALLAH c.c
Audici
Zaman Degerlidir

Powered by Audici
Makalelerim
Sponsor Linkler
Tesekkürler
Yorumlar
Misafirler
Counter
Google Arama
Özel Arama
Desteklediklerim

islamiliste