Hz Muhammed s.a.v
Audici
Kategorilerim
Dost Blogcular
Sponsor Linkler
Dost Siteler
Radyo Dinleyin
Nasihat

kadir gecesi

Rabbimiz Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde Kadir Gecesi için şunları bizlere söylüyor:

Şüphesiz biz, (Kuran'ı) Kadir gecesi indirdik. Kadir gecesinin ne oldugunu sana bildiren nedir ?
Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh (Cebrail), Rabbi'nin
izni ile her iş icin o gece iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.''

(Kadr Suresi 1,2,3,4,5)

Peygamber Efendimiz (s.a.v)'de Kadir Gecesi hakkında şöyle buyurmuşlardır:

Hz. Aişe (r.ah.) Efendimiz (s.a.v)'in Kadir gecesinin son on gecesinde tek rakamlı günlerinde aranmasını söylediğini rivayet etmiştir. (Buhari)

Kadir gecesini Ramazanın son on gününde arayın. (Müslim)


Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.



Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

KADİR GECESİ DUALARI

عن عائشة رضي الله تعالى عنها قالت قلت يا رسو ل الله ان وا فقت ليلة القدر فما اقول ؟
قال قولى اللهم انك عفو تحب العفو فعف عنى

Aişe(Radıyallahu Anha) şöyle buyurmuştur: “Bir kere ben: ‘Ya Rasulellah! Kadir gecesine denk gelirsem ne diyeyim?’ dediğimde:"اللهم انك عفو تحب العفو فعف عني"


“Ey Allah! Gerçekten sen çok affedicisin affı seversin öyleyse beni affet.” de. buyurdu.





عن عائشة رضي الله تعالى عنها قالت: "لو عرفت اي ليلة ليلة القدر ما سأ لت الله فيها الا العافية "

Aişe (Radıyallahu Anha) şöyle buyurmuştur: “Şayet ben Kadir Gecesi’ nin hangi gece olduğunu bilseydim onda Allah-u Te’ala’ dan ancak afiyet isterdim.”(Afiyet;dünya-ahiretmaddi ve manevi tüm belalardan kurtuluş demektir.)




عن ابن عمر رضي الله عنهما قال: لم يكن النبي صلى الله عليه و سلم يدع هؤلاء الدعوات حين يمسى و حين يصبح: "الهم انى أسأ لك العا فية فى الد نيا و الآخرة. اللهم انى أ سأ لك العفو والعا فية فى دينى و دنياى واهلى وما لى . اللهم استر عوراتى و آمن روعاتى . اللهم احفظنى من بين يدي ومن خلفى و عن يمينى و عن شمالى و من فوقى . و اعوذ بعظمتك ان أغتال من تحتى. "

İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma)’nın beyanına göre;Resülüllah (Sallellahü Aleyhi ve Selem) hiçbir sabah ve akşam şu kelimeleri bırakmazdı.


“Ey Allah! Muhakkak ben senden dünya ve ahiret hususunda afiyet isterim.

Ey Allah! Şüphesiz ki ben senden (günahlarım için)af (ve mağfiret) dinim ve dünyam ailem ve malım hususunda da afiyet isterim.

Ey Allah! Ayıplarımı ört korkularımı emniyete çevir.

Ey Allah! Beni önümden ve ardımdan sağımdan ve solumdan bir de üstümden(gelecek tüm musibetlerden) koru.

Altımdan (gelecek zelzele gibi afetlerle) helak edilmemden de senin azametine sığınırım.”







Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?




"Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.


Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.


Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı.

Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur. Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

Salı, Eylül 15, 2009 | Kategori: islami bilgi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

mevlüt kandili

Mevlit Kandili ya da Veladet Kandili (Arapça: لیلة مواليد, Mavlid (مولد), Mavlid al-Nabi (مولد النبي), İslam dininin peygamberi olan Muhammed'in (s.a.v)doğum gecesi aynı zamanda Hicrî Rebiul-evvel ayının onikinci gecesidir. Klasik dönemde (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi) kandiller yer almadığı için geçmişi pek eskiye dayanmamaktadır. Mevlid, "doğum zamanı" demektir. İslam'da Muhammed'in doğum günü farklı mezheplerden kutlanır. Sünnilerde Rebiul-evvel ayının 11.sinden 12.sine bağlayan gece, Şiiler 17. günü Mevlid günü ve 17'ye dönen geceyi de Mevlid Gecesi olarak adlandırırlar. Bu iki tarih arasındaki haftayı da Vahdet Haftası ilan etmişlerdir. Kandil Geceleri İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicrî 3. asırdan itibaren mistik çevrelerde kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye'de Osmanlı Devleti padişahı II. Selim'den itibaren bu kutlama gün ve gecelerinde, minarelerde kandil yakılmasıyla birlikte kandil adını almıştır.
Audici
Audici

Cuma, Mart 6, 2009 | Kategori: islami bilgi | Yorum (2) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

dua nedir?

Audici


 Dua,kulun ümit dalı ve Rabbine bağlılığının en güzel ifadesidir.Dua,cennet yollarını açan,kalbe safa,ruha gıda veren ve ebediyyet serinliğini tattıran vecd halidir.Dua,mü'min için  eşi bulunmaz bir silah,ümit gecesinde hayırlı bir sabah,bela,şiddet ve felaket çemberinden kurtuluş ve felahtır.Dua,yerde nur,gökte nur,sağda nur,solda nur ve kul için bir tükenmez huzurdur.Dua,Hak kapısının halkasını tutmak,çırpınan gönüllere ilahi rahmeti dilemektir.Dua,kulun şerefini artıran,iki alemde de yüzünü ak eden,bir güzellik bulutu halinde rahmet katrelerini gönül toprağına döken en hayırlı şeydir.

Nihayetsiz kudret ve sonsuz Rahmet sahibi Mevlamız buyuruyor ki:"Kullarım(Habibim)sana beni sorunca(haber ver ki)işte ben muhakkak yakınımdır.Bana o dua edenin da'vetine icabet ederim.(Bakara:186) 

Hakka davet etmede seni sala ve Ezan,

Kul ol,duada bulun,güzel cenneti kazan !

Ashabın büyükleri,tabiin ve tebe-i tabiin; zikir,tesbih ve dulara büyük bir ehemmiyet vermişlerdir.Son zamanlarda bu vazife terk edilmektedir yahud da unutulmaktadır.Mesela ayet ve hadiste varid olan, özellikle ashab-ı kiram tarafından büyük bir ehemmiyetle zabtedilip bildirilen dualar terkedilmekte,ha bire karınca duası,kadeh duası..vs duası gibi bid'at olan,esassız,semeresiz,sun'i dualarla meşgul olunmaktadır.Bu ise vakti boşa harcamaktan başka birşey değildir.

  Resulullah (s.a.v.)buyuruyor ki:"Dua ettiğiniz zaman,kabul olunacağına inanarak Allah'a dua edin.Bilmiş olunuz ki,gafil kalp(ile)yapılan duaları Allah kabul etmez."(Tirmizi)

Mü'minler annesi Hazret-i Aişe (Radıyallahü Anh)den nakil.Allah'ın Resulü (s.a.v.)geceleyin kalktığı vakit namazına şu dua ile başlardı:

"Allah'ım !

Ey Cebrahil,Mikail ve İsrafil'in Rabbi !

Göklerle ve yerin yaradanı,

Hazırı ve gaibi bilen Allah'ım !

Kullarına ihtilaf ettikleri şeylerde,

Onların aralarında ancak Sen hükmedersin.

İhtilaf edilen Hakk'a izninle beni hidayet eyle !

Çünkü dilediğini doğru yola ancak Sen hidayet edersin !"(Müslüm) 

Audici

Çarşamba, Şubat 11, 2009 | Kategori: islami bilgi | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

dua ve mutluluk


Duanın üzerimizdeki duygusal etkilerinin de hayatımız için son derece önemli olduğunu görüyoruz. Dua stresten arındıracak, huzuru besleyecek ve yetenekleri geliştirecektir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, dua ile sağlık ilişkisine dair araştırmalara finansman sağlamaktadır. Duanın sağlık üzerine etkilerine dair çok sayıda bilimsel araştırma yapılmıştır. Burada kısaca, duanın ruhsal huzura etkileri üzerinde duralım:

 

Stresten arınma: Huzursuzluğun ve stresin en büyük sebebi duasızlık ve huzurun en etkili yolu duadır. New York Psikiyatri Enstitüsü ile Kolombiya Prespyterian Tıp Merkezi, farklı ülkelerden 40 bin kişi üzerinde bir depresyon araştırması yapmıştır, Araştırmaya göre 1950 sonrasında doğan neslin en büyük hastalığı depresyondur ve bu hastalık zaman ilerledikçe katlanarak artıyor. Hürriyet Gazetesi, söz konusu araştırmanın ortaya çıkardığı depresyon sebeplerini şöyle sıralıyor: ‘Tanrıya inanışın zayıflaması, ölümden sonra yaşam inanışının ortadan kalkması, kadınların baskılar nedeniyle kendilerini güzel olmak zorunda hissetmeleri, evlilik ilişkilerinin çatırdaması, zehirli maddelerin gündelik yaşama girmesi…’

 

Belirlenen bu sebepler zincirlerle birbirine bağlıdır. Evrenin Sahibine inanmıyorsanız ya da inansanız bile güvenmiyorsanız, ölümden sonraki hayata ya inanmazsınız ya da ölüm sonrasındaki hayat sizi korkutur. Dünyanın sonrası yoksa, dünya değersizlesir.Dünyanın sonrası korkutucu ise, dünya korkunun kapısına döner. 0 zaman insanlar unutmaya çalışırlar; geleceklerini düşünmek istemezler.

Çarşamba, Şubat 4, 2009 | Kategori: islami bilgi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

türkiyeyi aglatan ezan


Türkiye yi ağlatan ezan
Türkiye’yi sevinçten ağlatan ezan
Tam 55 yıl önce okunan bir ezan için halk sokaklara döküldü. Gözler minarelere çevrildi. Ve ilk 'Allahuekber' nidasıyla birlikte ülkeyi bir gözyaşı seli kapladı...

Tarihçi yazar Doç. Osman Özsoy, o günün hikayesini bakın nasıl anlatıyor:

Türkiye’yi ağlatan ezanlar ...

Tam 55 yıl önce bugün, yani 16 Haziran 1950 de, 1933 yılından beri Türkçe olarak okutulan ezanın Arapça orijinal haliyle okunabilmesine imkan sağlayan kanun Meclis’te kabul edildi.

Meclis’in aldığı karar radyolardan ilan edilince, Türkiye’nin dört bir yanında halk sevinçten sokaklara döküldü. Tüm gözler minarelere çevrildi ve ilk ezan sesi beklenmeye başlandı. Halk sevinçten çılgına döndü. Gözyaşları tüm Türkiye’de sel olup aktı.

O gün ne olduğunu ayrıntılı anlatacağım. Ama önce, o günlere nasıl gelindiğine bir bakalım.

Diyanet İşleri Başkanlığı, 18 Temmuz 1932 tarih ve 636 sayılı genelge ile, ezan ve kametin birkaç ay içinde Türkçe okunacağını bildirdi.

İşte o Türkçe ezan ...

Aralarında Hafız Burhan, Sadettin Kaynak, Hafız Nuri gibi isimlerin bulunduğu komisyonun çevirisini yaptığı "Türkçe ezan" metni şöyleydi:

‘‘Allah uludur, Allah uludur

Şüphesiz bilirim, bildiririm

Allah’dan başka yoktur tapacak.

Şüphesiz bilirim, bildiririm

Tanrı’nın elçisidir Muhammed.

Haydin namaza, haydin namaza

Haydin felâha, haydin felâha

Allah uludur, Allah uludur

Allah’dan başka yoktur tapacak.’’

Ezanın Türkçe’ye çevrilmeyen tek kelimesi "felâh" oldu. Sebebi, halkın ‘‘felah’’ kelimesinin ‘‘kurtuluş’’ anlamına geldiğini bilmemesini sağlamak ve ‘‘haydin kurtuluşa’’ mânâsına gelecek bir çağrıda bulunmamaktı.

Yasanın 17 Haziran 1950 tarihli resmi gazetede yayınlandığı gün, aynı zamanda Ramazan ayının da ilk günüydü. Bu durum halktaki duygu yoğunluğunu daha da artırdı.

O gün Türkiye’nin dört bir yanında yaşananlar, başlı başına ansiklopedik bir kitap olur. O gün Türkiye’nin dört bir yanında, cami sayısınca bir sevinç yumağı, insan sayısınca mutluluktan ağlayan bir yürek vardı.

Fethullah Gülen o günleri anlatırken şunları söyler: ‘‘Ben o zaman Erzurum'daydım. Ekin mevsimiydi. 1950'nin Ramazan ayı idi. Vakit ikindi vaktiydi. İnsanlar kurbanlıkları hazırladı. Müezzin efendi minareye çıktı. Müezzin "Allahü Ekber" deyince öyle bir bağırıştılar ki, millet sevincinden hıçkırıklara boğuldu. Ardından kurbanlar kesildi.’’

Antalya Aksekili işadamı Ali Katırcıoğlu; ‘‘Bir cuma günü idi, ikindi kılıyordum, ilan ettiler ‘bugün ezan okunacak' diye. Herkes sokaklara döküldü. O cuma günü Allahü Ekber, Allahü Ekber diye duyduğum o ilk ezanı asla unutamıyorum. Demokratikleşme dediniz de, benim için en büyük demokratikleşme işte o ezandır" der.

O gün İstanbul’da neler olduğunu, aynı günlerde Eyüp’te asker olan babamdan dinlemiştim. Ezanın orijinal haliyle okunacağını haber alan İstanbulluların Eyüp Camii avlusunu doldurduğunu ve herkesin ezanı dinlemek için gözlerini minareye diktiğini söylemişti. Minareden, ‘‘Allahü Ekber, Allahü Ekber’’ sesleri yükselmeye başladığı andan itibaren, insanların sevinçten kendilerini yerlere attığını, ezanların bitişini müteakip de, kurbanların kesildiğini söylemişti.

O gün Erzurum’un bir başka yerinde yaşananları Mehmet Kırkıncı şöyle anlatılır: "Erzurum halkı ikindi vaktinden itibaren ezanın aslıyla okunacağını haber aldı. Bütün halk sokaklara döküldü. Bir bayram havası yaşanıyordu. Herkes kurban keseceği ne varsa alıp, Tebriz Kapı mevkiinden Lâlâ Paşa Camii'ne kadar dizildi. Minarelerden Ezan-ı Muhammedi okunmaya başladığı an, herkes sonsuz bir sevince gark oldu. Müftü Solakzade Sadık Efendi, ‘'Ya Rabbi! Ölmeden önce bize bu günleri gösterdin’’ diye hıçkırıklar halinde ağlamaya başladı.

Çarşamba, Ocak 21, 2009 | Kategori: islami bilgi | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalici baglanti

Önceki Yazilar | Sonraki Yazilar

ALLAH c.c
Audici
Zaman Degerlidir

Powered by Audici
Makalelerim
Sponsor Linkler
Tesekkürler
Yorumlar
Misafirler
Counter
Google Arama
Özel Arama
Desteklediklerim

islamiliste